05 May Gizem Ünlü – Daire Sinop Konuk Sanatçı Programı
SİNOP’TAN KALANLAR-1
Suyun Biriktiği Yer
Sahildeyim, kayalıkların hemen dibinde. Dalgaları izliyorum. Kalabalık; ama ilk defa herkes başka bir yöne doğru dağılmış, kendi yerini bulmuş. Her şey yerli yerinde gibi.
Ben sol uçta duruyorum, taş bir zemin üzerinde. Rüzgar çok şiddetli. Hiç kıpırdamadan, sağa sola savrulmadan durmak zor her yanı yapış yapış yosun kaplı bu taş zeminde. Yere bilerek hiç bakmıyorum ben de. Yosunlara bakarsam kayıp düşecekmişim gibi geliyor.
En yakınımdakiyle aramda en az iki metre var. Konuşmalar ve atılan kahkahalar yavaş yavaş görüntüye giriyor. Manzarayı ve sesleri birbirinden ayırmak, koparmak istiyorum. Zaten dalgaların sesiyle dökülen dalga sayısı ve köpüklerin şiddeti arasında da bir uyuşmazlık, bir kayma var gibi geliyor. Saymaya başlıyorum ben de.
Bir
iki
üç
dört
beş
altı
yedi
sekiz dokuzononbirhemsaymayahemduymayaçalışıyorum.
Görüntü çok şiddetli. Dalgaların hareketi, ardı ardına kabarıp sönmeleri çok uzağımda. Bu uzaktan takibin beni korkutup kaçırmasından korkuyorum. Bütün ağırlığımı-çivi gibi-ayaklarıma veriyorum. Dalgalar, kat kat üst üste dizilmiş, annemin havalansın diye silkelediği beyaz dantel örtülere benziyor.
Sesler, kelimeler, hareketler, rüzgarın sürekli oraya buraya dağıttığı ağırlığı havanın, hepsi sönmeye başlıyor yavaş yavaş. Sanki her şeyi incecik bir tülün ardından görüyormuş gibi oluyorum.
Bakışımı-nihayet- suyun biriktiği yere çeviriyorum.
Bakalım neler birikmiş…Sinop’taki yürüyüşlerimiz, şehrin bitip bitip yeniden başlaması, Erkan ve Recep’in kahkahaları, tepedeki gökkuşağı, Tarzan Kemal’in rotadan sapıp tesadüfen bulduğumuz evi, çaycı Metin Abi’nin tatlı asabiyeti, Candan Erçetin’den ‘Hangi Aşk Adil ki”, ani hava değişimleri, şelaledeki düşmekten korkup çıkmadığım buzlu merdivenler, düğmeler ve çerçeveler, dalga sesleri, köpekler kuşkusuz, yaşamın kendiliğindenliği, ham-çok da işlenmemiş bir hayat.
Gişedeki bilet görevlisi “bize sormadılar” demişti. Bu cümlenin sesi ara ara kulağıma geliyor. Bugünlerde daha çok. Tüm yeryüzü farklı farklı şekillerde söylüyor bunu.
Aslında hiçbir öneminin olmadığını sanki ucundan kıyısından da olsa seziyor insan Sinop’ta.
Bütün bunları bugün, şimdi mi düşünüyorum, yoksa Sinop’ta geçirdiğim o kısacık zamanda benzer fikirlerle meşgul müydü zihnim, emin olamıyorum.
Mayıs, 2020
Gizem

No Comments